Bezen & Partners | News

Bilgi Notu - Türkiye’nin Güncel Hidrojen Stratejisi Işığında Hidrojen




 












Türkiye’nin Güncel Hidrojen Stratejisi Işığında Hidrojen




 




Giriş

 



 











Başlıca Konular




  • Hidrojen Enerjisi ve Potansiyeli

  • Avrupa’nın Hidrojen Stratejisi

  • Türkiye’nin Hidrojen Stratejisi




İklim kriziyle mücadele etmek için dünyada yeşil ekonomi modeli benimsenmiştir. Bu modelin amacı düşük karbon salınımı ile sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak ve çevreyi korumaktır. Avrupa Birliği üye ülkeleri net sıfır emisyon taahhütlerini yerine getirmek için politikalar oluşturmaktadır. Hidrojene dayalı enerji bu bakımından giderek önem kazanmaktadır.

 



Hidrojen Enerjisi ve Potansiyeli



Hidrojen, elde edilme yöntemine göre farklı renklerle ifade edilir. Buna göre hidrojen:




  • yenilenebilir enerjiyle elde edildiğinde “yeşil hidrojen”;

  • fosil yakıtlardan karbondioksit yakalama yöntemiyle elde edildiğinde “mavi hidrojen”;

  • fosil yakıtlardan karbondioksit olmaksızın üretilirse “turkuaz hidrojen”;

  • doğal gaz reformasyonundan üretilirse “gri hidrojen”;

  • nükleer enerjiyle çalışan elektroliz yöntemiyle üretilirse “pembe hidrojen”; ve

  • kömürden üretilirse “kahverengi hidrojen”;



olarak adlandırılır.



Hidrojen güvenli ve kolay taşınma, pek çok alanda kullanılabilmesi, depolanabilir ve yenilenebilir olması, temiz ve ekonomik olması dolayısıyla ideal enerji kaynaklarından biri olarak nitelendirilmektedir. Türkiye’deki potansiyel ise oldukça yüksektir. Hidrojen, ısı üretmek için yakıtın gerekli olduğu üretim sanayinde ısı üretiminde kullanılabilir. Hidrojen ayrıca elektrik üretiminde ve ulaşım sektöründe emisyonları azaltmak için de kullanılabilir. Bununla beraber hidrojen, birtakım modifikasyonların ardından mevcut doğal gaz boru hatları ile taşınabilmekte ve geçiş sırasında doğal gaza belirli oranlarda karıştırılmasıyla emisyonun azaltılmasına katkı sağlayabilmektedir.



Avrupa’nın Hidrojen Stratejisi



2019 yılında açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakatı ile 2050 yılına kadar Avrupa’da sera gazı emisyonlarının sıfırlanması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda 2021 yılında Avrupa Birliği üye ülkelerince iklim yasası onaylanmış ve 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma hedefi yasal dayanağa kavuşturulmuştur. Avrupa Birliği’nin uzun vadeli hedeflerinden biri 2050 yılına kadar hidrojenin Avrupa’nın enerji tüketimindeki payının %13-14’e çıkarılmasıdır. Mart 2022 tarihinde ise Avrupa Komisyonu Rusya-Ukrayna savaşı sonucu Rusya’dan fosil yakıt ithalatını azaltmak için REPowerEU Planı’nı açıklamıştır. REPowerEU Planı’na göre 2030 yılına kadar 10 milyon ton yeşil hidrojen üretimi ve 10 milyon ton yeşil hidrojen ithalatı öngörülmektedir.



 



Türkiye’nin Hidrojen Stratejisi



Türkiye’de hidrojen 2007 tarihinde yürürlüğe giren Enerji Verimliliği Kanunu ile kullanımı özendirilmesi gereken alternatif yakıtlardan biri ilan edilmiştir. Bunu takiben 2011 yılında Hidrojen ile Çalışan Motorlu Araçların Tip Onayına İlişkin Yönetmelik (“Tip Onayı Yönetmeliği”) yayımlanmıştır. Tip Onayı Yönetmeliği’nde hidrojen ile çalışan motorlu araçların tip onayına ilişkin şartlar belirlenmiştir.  



Sürdürülebilirlik alanındaki global gelişmeler ışığında 2017 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından Milli Enerji ve Maden Politikası açıklanmış ve ithal enerji kaynaklarına olan bağımlılığın azaltılması hedeflenmiştir. 2019 yılında ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından çıkarılan Ulaşımda Enerji Verimliliğinin Artırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile hidrojenin karayolu araçlarına alternatif bir yakıt olduğu ifade edilmiş ve hidrojenin ulaşım sektöründe kullanımı teşvik edilmiştir.



Paris Anlaşması’nın 7 Ekim 2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanması ve 2053 yılı için net sıfır emisyon hedefinin ilan edilmesiyle Türkiye’de yenilenebilir enerji entegrasyonu için önemli adımlar atılmıştır. Bunu takiben Bakanlık tarafından Türkiye Ulusal Enerji Planı yayımlanmış ve 2035 yılına kadar doğal gaza hidrojen ve sentetik metan karıştırılarak emisyonun azaltılması öngörülmüştür.



Türkiye, ekonomik kalkınma ve 2053’te net sıfır karbon emisyonu hedefine ulaşmak için hidrojeni kullanarak karbon sıfır bir ekonomi modeline geçmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda Bakanlık tarafından Türkiye Hidrojen Teknolojileri Stratejisi ve Yol Haritası (“Rapor”) hazırlanmıştır.



Belirlenen hedefler arasında yeşil hidrojen üretim maliyetini 2035 yılına kadar 2,4 ABD doları/kgH2’nin altına ve 2053 yılına kadar 1,2 ABD doları/kgH2’nin altına düşürme yer almaktadır. Bir diğer hedef ise hidrojen üretimi için elektrolizörlerin kurulu güç kapasitesinin 2030’da 2 GW’a, 2035’te 5 GW’a ve 2053’te 70 GW’a ulaşmasıdır.



Rapor’da hidrojen teknolojileri kapsamında Türkiye’nin ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlara yönelik teknolojik/destekleyici çözümlere de yer verilmiştir. Yerli kaynaklardan (doğal gaz, linyit ve organik atıklar) hidrojen üretimi ihtiyacı için gerekli altyapı tespit edilecek ve pilot tesislerin faaliyete geçmesi sağlanacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanılarak hidrojenin üretilmesi için ise farklı sektörlerden oluşan büyük çaplı bir hidrojen pilot bölgesi belirlenecektir. Bu doğrultuda Enerjisa; Bandırma Enerji Üssü'nde pilot proje olarak hidrojen üretim ve depolama yatırımı yaptıklarını ve elektrolizörler yoluyla yeşil hidrojen üretmeye başladıklarını bildirmiştir[1].



Rapor’da aşağıdaki politikalar belirlenmiştir:




  • mevzuatın hidrojen üretimi, taşıması, depolaması ve kullanımı için uygun hale getirilmesi;

  • kamu ve özel sektör iş birlikleri ile ticari talep ve yatırımların teşvik edilmesi;

  • sanayi, teknoloji, standart ve sertifikasyon geliştirme, tedarik zinciri ve ticaret fırsatları konularında uluslararası iş birliği yapılması;

  • demir-çelik, ulaşım, cam, seramik gibi karbon salınımının azaltılmasında güçlük çekilen sektörler başta olmak üzere konuyla ilgili tüm sektörlerde yeşil hidrojenin kullanımının arttırılmasının teşvik edilmesi;

  • hidrojenin depolanması için bor madeni gibi yerli kaynakların kullanılması; ve

  • dünyaya ve özellikle Avrupa pazarına ihtiyaç fazlası üretilen yeşil hidrojenin ihraç edilmesi.



 



Sonuç



Türkiye yüksek hidrojen potansiyeline sahip olması dolayısıyla hidrojen enerjisi alanında yatırımcıların dikkatini çekecektir. Rapor’da belirtilen politikalar net sıfır taahhütleri doğrultusunda uygulanmalıdır ve bu da kapsayıcı bir hukuki çerçevenin varlığını gerektirmektedir. Bununla beraber, Tip Onayı Yönetmeliği de dahil olmak üzere mevcut hukuki düzenleme hidrojenle ilgili konuları düzenlemede yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle hidrojenin üretimi, dağıtımı, depolanması ve tesislerin lisanslanması ile denetimini kapsayan birincil ve ikincil mevzuat niteliğinde detaylı bir hukuki düzenleme getirilmelidir. Bu bağlamdaki yasal belirsizliğin giderilmesiyle Türkiye net sıfır emisyon hedefine daha emin adımlarla ilerleyecektir.




 



İlgili Kişiler



Daha fazla bilgi için lütfen bizimle iletişime geçiniz:












 



Aykut Bakırcı



Ortak



+90 (212) 366 6805



[email protected]



 



Yeşim Bezen



Ortak



+90 (212) 366 6804



[email protected]



 



Merve Çapar



Stajyer



+90 (212) 366 6813



[email protected]




 



 



[1] Anadolu Ajansı’nın Enerjisa İşletme ve Teknikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emre Erdoğan ile yaptığı röportaj. Röportaja bu linkten ulaşabilirsiniz: www.aa.com.tr/tr/ekonomi/enerjisa-uretim-bandirma-enerji-ussunde-yesil-hidrojen-uretimine-basladi/2630360. Son erişim tarihi: 1 Mart 2023.




TOP